20 Nisan 2012 Cuma

İlginç Evlilik Gelenekleri


Bosna-Hersek’te evlenme çağına gelmiş gelin adayını isteyen damat adayı, kız evine yemeğe davet ediliyor ve ailenin büyükleri ile söz konusu evlilik hakkında tartışıyorlar. Kızın aile büyükleri damat adayı hakkında bir karara vardıktan sonra kahve ikramına geçiliyor. Şekerli kahve damat adayının evlilik için uygun görüldüğü, sade olması ise damat adayının reddedildiği anlamını taşıyor.

Pakistan’da damat adayı kızın aile büyükleri tarafından zorlu bir sınavdan geçiriliyor. Bu sınav, aile büyüklerinin damat adayına akla gelebilecek tüm hakaret ve küfürleri etmeleri, damat adayının ise tüm bunlara katlanabilecek kadar soğukkanlı olmasına dayanıyor. Sınavdan başarıyla geçen genç evlilik iznini almış oluyor.

İskoçya’da ise gelin, düğünden bir gece önce aile büyüklerinin ortasına oturarak, onlara ayaklarını yıkatıyor. Bu gelenek, çiftin mutluluk yolunda yürümelerini sembolize ediyor. Düğünde ise gelin iki ayakkabısına da bozuk para koyuyor.

Çin’de de damadın ailesi astroloji uzmanına başvurarak evlenmeyi düşünen çift hakkında yorum istiyor. Eğer astroloji uzmanının hazırladığı horoskopu damadın ailesi uygun bulursa, çocuklarının doğum saatini ve tarihini kızın ailesine göndererek aynı işlemi onların da yapmasını istiyor. Çin’deki evlilik geleneklerine göre, düğünden önce damat evlilik yatağını hazırlayarak üzerine çeşitli meyve ve kuruyemişlerden koyuyor. Ailenin küçük çocukları yatağın üzerine oturtuluyor ve meyvelerle oynamalarına izin veriliyor. Yatağın üzerinde ne kadar çok çocuk olursa o kadar çok doğurganlığı sembolize edeceğine inanılıyor. Nedimelik yapacak bayanlar ise gelinin horoskopuyla uyumlu doğum yılına sahip kişilerden seçiliyor. Ayrıca Ay takviminin 7. ayının son 15 gününde evlenmenin uğursuz olduğuna, çünkü o dönemde cehennemin kapısının açılıp kayıp ruhların serbest kaldığına inanılıyor.

İsrail’de ise Musevi inancına göre, düğünlerde Kudüs’teki kutsal tapınağın yok oluşunu sembolize eden içi cam parçalarıyla dolu bir beze basma geleneği bulunuyor. Törende cam kırmak ise hayattaki mutluluğu ve üzüntüyü sembolize ediyor. Hindistan’da da damat gelinin kıyafetinden sorumlu oluyor. Gelin, beyaz gelinlik yerine, "sari" denilen özel bir giysi giyiyor. Törene gündelik kıyafetlerle gelen gelin, daha sonra kocasının kendisine sunduğu kıyafeti giyiyor.

Kore’de evlilik geleneklerinde ördek ve kaz önemli bir yer tutuyor. Eski geleneklerde damatlar arkalarında kaz taşıyarak beyaz bir atın üstünde gelinin evine giderlerken günümüzde sembolik olarak tahta kaz kullanılıyor. Bir başka geleneğe göre de düğünden sonra bir çift tahta ördek yeni çiftin evine yerleştiriliyor. Eğer ördekler karşılıklı konursa çiftin iyi geçineceğine, ters konulursa kavga edeceklerine inanılıyor.

Afrika’nın bazı bölgelerinde damat adayı kızı ailesinden istedikten sonra kızın ailesi teklifi kabul ederse kızlarına para ve fıstık veriyor. Gelin adayı, fıstığı damatla bölüşürken, çiftin birleşmesine yardımcı olan aracıya da bir parça veriliyor. Bu, komşulara ve akrabalara düğün daveti anlamına geliyor.

Belçika’da ise en önemli gelenekler arasında mendile isim işlemek geliyor. Gelinin ailesi, kızlarının adının işlenmiş olduğu mendili düğüne götürerek davetlilere gösteriyor. Bu mendil düğünden sonra kızın ailesinin evine geri getiriliyor ve gelinin kız kardeşi varsa onun adı işlenerek yine evde sergileniyor.

İngiliz geleneklerinin en başında kilisede çan çalmak geliyor. Bu şekilde kötü ruhların kovulduğuna inanılıyor. Gelin ve damat kiliseye girerken ve çıkarken çanlar çalınarak yeni evli çifte çiçek atılıyor.

Finlandiyalı gelinler ise düğünde el yapımı altın bir taç takıyorlar.
genç kızlar arasından seçtiği birine altın tacını veriyor. Seçilen kızın, en kısa zamanda evleneceğine inanılıyor. Öte yandan Vikingler zamanında ise evlilikler açık arttırma şeklinde yapılıyordu. Damat adayı, gelin adayı için kızın babasına fiyat teklif ediyor, bu fiyat üzerinden pazarlık yapılıyor ve belirlenen para miktarı çeyiz için kullanılıyordu. Ayrıca çiftin evlilik hayatları boyunca altın ve gümüş sıkıntısı çekmemeleri için babası gelinin sağ ayağına gümüş, annesi ise sol ayağına altın takıyordu.

Fransa’da ise evlenecek çiftlerin törende yer alacak çiçeklerini davetliler getiriyor. Gelin ve damadın, evlilik günlerinde kullanılan ve nesilden nesile aktarılan evlilik kabından şarap içmesi de bu ülkedeki evlilik gelenekleri arasında yer alıyor.

Bulgaristan’da da erkek, sevdiği kızı ailesinden istemek için en yakın arkadaşıyla kızın evine giderken, yanında mutluluk, sağlık ve zenginliği temsil eden "rakia" denilen özel bir ev viskisi ve "zdravet" adı verilen yeşil çiçeklerden küçük bir buket götürüyor. Bunun yanı sıra kıza ve babasına ufak hediyeler veriyor. Baba, evin reisi olduğundan içki ikramında bulunuyor. Damat adayını beğenir ve evliliği onaylarsa kızına dönüp 3 kez evliliğe hazır olup olmadığını soruyor ve kız (evet) derse kızın ailesi de erkeğin ailesine hediyeler yolluyor. Düğünden önceki Perşembe günü hamur ve mayanın karıştırılmasıyla özel bir ekmek yapılıyor ve bu ekmek yeni ailenin oluşumunu sembolize ediyor. Düğünde ise gelin, içinde bozuk para, çiğ yumurta ve buğday bulunan bir tabağı arkasına bakmadan başının üzerinden geriye doğru atıyor. Tabak ne kadar küçük parçalara ayrılırsa o kadar iyi olacağı düşünülüyor. Ayrıca gelin ile damada somun ekmeği veriliyor. Hangisi bu ekmekten daha büyük parça koparırsa evde onun sözünün geçeceğine inanılıyor.

Veee Trump Towers açıldı





Şişli’de 39 ve 37 katlı ofis ve rezidans olmak üzere iki kule ile 62.350 metrekarelik alışveriş merkezinden oluşan Trump Towers açıldı.

AVM bölümü toplam 7 kattan oluşuyor. Spor, yeme-içme, sinema, elektronik, güzellik, eğlence gibi birçok ihtiyaca yanıt veriyor. AVM’de yer alan firmalar ise; GAP, Mudo, Mars Entertainment Group, Satürn, D&R..

Haftasonu Önerileri




Piknik yapmak; nazlı nazlı gelen bahar ile birlikte yapılabilecek en iyi aktivite. Termosta çay, ellerde sandviç, çantada gazeteler, dergiler, bide hamak varsa ohhh =)

Lunaparka gitmek; bıcırık günlere dönüş

Sinemaya gitmek veya evde perdeleri çekip, mısır patlatıp sinema ortamı yaratmak. İkincisi daha tercih edilir, malum sinema salonunda ayaklarınızı uzatamıyorsunuz

Farklı tarifler denemek; Arjantin mutfağı olur, hint mutfağı olur, efendime söyliim Tayland mutfağı falan bile olabilir

Alışveriş yapmak; yeni sezonda mandalina rengi ve mint yeşili çok moda =)

Ada’ya gitmek.. hem de sabahın köründe, vapurda martılara simit de atabilirsin

Bahar temizliği yapmak; tamam hafifletici bir etkisi var ama yine de bu madde görmezden gelinebilir

Kütüphanede birikmiş kitaplardan birkaçını bitirmek; yazın onlara, ilgi bekliyorlar =(

Antakya’ya künefe yemeye gitmek =)

Vb…

Mutlu haftasonları herkese =)

En İyi Gerilla Marketing Örnekleri




Gerilla pazarlama, alışılmışın dışında taktiklerle ve beklenmeyen yerlerde, beklenmeyen zamanlarda yürütülen pazarlama kampanyalarına verilen isimdir. Sadece küçük işletmelerin değil, büyük şirketlerin de kullandığı bir pazarlama stratejisidir. Amaç sıra dışı minimum pazarlama yatırımlarıyla maksimum geri dönüşümü sağlamaktır.




Aynı zamanda Jay Conrad Levinson tarafından 1984 yılında yazılan bir pazarlama kitabının adıdır. Bu kavram, zamanla kitapta da anlatılan, geleneksel olmayan pazarlama ve promosyon kampanyaları için kullanılan genel bir isim olmuştur. 1980'lerde ortaya çıkan bu kavramın ortaya çıkış öyküsünü Levinson şöyle anlatıyor:

“1980'lerin ortasında kısıtlı bütçesi olan insanlar için bir pazarlama kitabı yoktu. Üniversitede ders verirken öğrencilerim bana bu konuda soru sordular ve ben onlara konuyla ilgili kaynak bulacağıma söz verdim. Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu. Diğer üniversitelere ve kütüphanelere baktım yine yoktu. Araştırmalarım sonunda bu konuda hiçbir kaynak bulamadım. Ama bir kere söz vermiştim. Sonra oturdum öğrencilerim için bir liste yaptım az parası olan işletmeler neler yapabilir diye ve 527 maddelik bir liste çıkarttım. Böylece gerilla pazarlamanın temeli atılmış oldu.”



Esasında gerillanın ve geleneksel pazarlama anlayışının hedefleri konusunda bir farklılık bulunmuyor. Daha fazla satmak ve daha çok kar elde etmek gibi geleneksel hedeflere odaklansa da gerilla, kullandığı yöntemlerle geleneksel pazarlamadan ayrılıyor. Yani esas fark amaçta değil araçlarda ortaya çıkıyor.



Gerilla pazarlama, mümkün olan en küçük bütçeyle, geleneksel araçların yaratacağı etkinin üstüne çıkan bir etki yaratacak pazarlama yöntemlerini bulmak ve uygulamak şeklinde tanımlanabilir. Ancak Levinson bunun bir kerelik bir aktivite değil bir "süreç" olduğuna da dikkat çekiyor.




19 Nisan 2012 Perşembe

Bol Su İçin!





Bol su içmenin faydaları neler mi?


  • Hücrelere besin ve oksijen taşır, atıkları uzaklaştırır.
  • Böbrekleri temizler, toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
  • Kan ve lenf sisteminin büyük bir kısmını oluşturur.
  • Vücut sıcaklığının düzenler.
  • Kan basıncını kontrol eden elektrolitlerin dengelenmesine ve taşınmasına yardımcı olur.
  • Sıcak havalarda vücudu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar.
  • Yeteri kadar tüketildiğinde, cildin daha düzgün, daha yumuşak, daha parlak ve daha esnek olmasını sağlar.
  • Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alır.
  • Su, emziren kadınlarda, süt üretimini artırır.
  • Bağışıklık sisteminin görevini yapabilmesi için su gerekmektedir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmada yardımcı olur.
  • Eklemlerin kayganlığını sağlar.
  • Su tüketimi azaldıkça, vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar ve kilo alımı gerçekleşir.
  • İçme suyu veya doğal kaynak sularının birçoğu bölgeden bölgeye degişmekle birlikte; bazı minarelleri içerir. Vücudumuz için gerekli olan minarellerin bir kısmını içtiğimiz sulardan elde ederiz. Bunlar içinde kalsiyum, magnezyum ve sodyum daha fazla miktarda olanlardır. Flor, iyot ve diğer eser elementlerin de bir kısmını içtiğimiz sulardan sağlarız.

İyi ki doğdun Starbucks!

Bugün kahveler Starbucks’dan!








Bugün Starbucks 9. yaşını kutluyor ve 9. yaşının şerefinde bugünü bedava kahve günü ilan ediyor:) 


Tabi ufak bir şartla : Starbucks kart ile alınan herhangi bir tall kahveye istediğiniz başka bir tall kahve bedava. 

18 Nisan 2012 Çarşamba

David Ogilvy'den İnciler





İnsanlar eğlenmedikleri zaman nadiren iyi iş üretebilirler. Kaygıları kahkahayla yok edin. Coşkuyu teşvik edin.


Tüketici moron değildir; karınızdır. Herhangi bir şeyi satın almak için onu sade bir slogan ve bir kaç sıkıcı görselin ikna ettiğini zannetmek, onun zekasını aşağılamaktır. O verebileceğiniz tüm bilgileri ister.


Yeni müşterilere sahip olmanın en iyi yolu şimdiki müşteriler için potansiyel müşterileri etkileyecek türde reklamlar yaratmaktır.


Büyük fikirler ne en üst düzey yöneticilerin, ne de yaratıcı ekiplerin tekelindedir. En iyi fikirlerin bazıları müşteri temsilcilerinden, araştırmacılardan ve diğerlerinden çıkar. Bunu destekleyin; alabileceğiniz her fikre ihtiyacınız var.


Yeni fikirleri destekleyin. Değişim bizim hayat enerjimiz, durgunluk bizim ölüm fermanımızdır.


Reklamınız satmıyorsa, yaratıcı değildir.


Dahilere tolerans gösterin!


Her reklam, markanın kimliğine yapılan uzun vadeli bir yatırımdır.


Hep kendinizden küçük insanları işe alırsanız cücelerin şirketi oluruz, oysa hep kendinizden büyük insanları işe alırsanız devlerin şirketi oluruz.


Araştırmalar, dramatik bir görselle başlayan reklamların diğerlerine oranla izleyiciyi daha iyi yakaladığını göstermiştir. Eğer bir yangın söndürücü reklamı yapacaksanız, yangınla başlayın.


Ben her zaman müşterilerimin ürünlerini kullanırım. Bu dalkavukluk değil, nezaket gereğidir.


Büyük fikirler genellikle basit fikirlerdir.


Ne gösterdiğiniz, ne söylediğinizden daha önemlidir.


Eğer reklamınızın temelinde BÜYÜK FİKİR yoksa, gece karanlığındaki bir gemi gibi geçip gider.


Vereceğiniz en önemli karar, ürününüzü nasıl konumlandıracağınızdır.


Müşterilerinizin yanında çalıştırmadığı ya da çalıştırmayı hayal bile edemeyeceği insanları işe alın.


Hatalarınızı kabullenmek önemlidir, özellikle de onlarla itham edilmeden önce.


Kadınların satın aldığı ürünlerin reklamlarını erkeklerin yazmasına izin vermeyin.


En iyi kurumlarda sözler hep tutulur. Ne kadar fazla mesai ve acıya mal olursa olsun.


Kentinizdeki bütün parklara bakın: Hiçbirinde bir komite heykeline rastlamayacaksınız.


Reklam filmleri satış içindir. Eğlencenin öne geçmesine izin vermeyin.


İnandığım bir iskoç atasözü der ki: ‘Çok çalışmak bugüne kadar kimseyi öldürmemiştir. İnsanlar can sıkıntısı, çelişkiler ve hastalıklar yüzünden ölürler. Çok çalışmaktan ölmezler.’


Hatalarınızı kabullenmek önemlidir. Özellikle de onlarla itham edilmeden once.


Felaket duygusu yayan gamlı baykuşlardan kurtulmaya bakın.


Kafası çalışan centilmen insanları severim.


Ogilvy & Mather’da bilginin disiplinini cehaletin anarşisine tercih ederiz.






Kusursuz Bir Ekip İçin...

Üzeyir Garih yöneticilere bir çalışma grubu meydana getirirken, o ekipte 10 hasleti bir araya getirmeyi dikkat etmelerini hatırlatıyor. Bu faktörler:
1. Fikir Üretme Yeteneği
2. İş Bitirme Azmi ve Heyecanı
3. Bilgili Olma Tutkusu
4. Deneyime Önem Verme
5. Yönetme Kabiliyeti
6. Finans Sezgisi
7. İyi İlişkiler Kurma Yeteneği
8. Yönetim ve Organizasyona Uyum Sağlama
9. Çalışkanlık
10. Şanslı Olmak



Üzeyir Garih’ten Yeni İşe Gireceklere, Çalışanlara ve Yöneticilere Tavsiyeler:




* Yeni hayata atılırken ve iş seçerken, işin ücretinden çok eğiticiliği ve öğreticiliği tercih sebebi olarak alınırsa, edinilecek bilgi birikimi sonucu, gelişecek elemanların başta düşük gibi görünebilecek ücretleri, makul bir süre sonra o müessesede veya başka bir yerde mutlaka hakiki ve nispeten yüksek bir değere erişecektir.
* Kendisine güvenen kişinin, çok kıymetli bir varlığını garanti olarak vermekten kaçınmaması gerekir. Ayrıca verilen sözün en iyi şekilde yerine getirilmesi mutlaka ödüllendirilir.
* Gelecek bekleyen genç kardeşlerime önerim şudur: Kendinize güvendiğiniz, işin üstesinden geleceğinize inandığınız sürece koşullar ne olursa olsun, merkezden uzak tek başınıza çözüm getirme ve karar vermeye olanak verecek işleri tercih edin. Cesaret ve azimle gerekenin hakkını vererek yapın. Korkusuz ve namuslu olun.
* Bir gün müdür veya genel müdür olabilirsin. Ancak sen ne olursan ol etrafında bir yapıcı tenkit çemberi oluşur. Yapay da olsa muhalefet kur.
* Dökülmüş süt için ağlamaktansa yenisi peşinde koşmanın daha doğru olduğunu düşünün. Bu zararı yeni işler kovalayarak karşılama yoluna gidin.
* Güvenilir ol. Saygın ol. Karizmatik, sevimli ol. Şeffaf ol. Adil ol. Bilgini yeter dereceye getir. Yönetim dışında uzmanlık arama. Sağduyu sahibi ol. Bu eksikleri tamamlamanın her yönetici için yararlı olacağına inanıyorum.
* Kurumda işlerin rutin hale dönüşmesi sebebiyle demotive olan kimselerin, kendilerini motive edecek işleri belirterek amirlerine müracaatları gerekir.
* Profesyonel olarak yükselmeyi düşleyen gençlerin önemli bir neden olmadıkça işe başlayacakları müessesede sebat ederek yükselmelerini öneririz.
* Gerek kendi isteği ile ayrılan elemana, gerekse zorunluluklar dolayısıyla işine son verilen kişiye kurumun yapacağı bir zarafetle oluşması gerekir.
* Mevcut sistem ve verileri sürekli savunmak, statüyü olduğu gibi yerinde bırakacaktır. Bu, istenen ve hedeflenen değildir, beraberinde hataları ve küçülmeyi getirecektir.
* Birden fazla eş statüde varis bırakmak, gelecek için kurumun gelişmesini baltalayabilecek sen-ben kavgalarına gebedir.
* Esasında şans, öngörülmeyen olayların meydana getirdiği olaylardır. Kendiliğinden gelen şansın en parlağı, doğuştan zengin bir ailenin çocuğu olmaktır.
* Belirli bir yaşa gelmiş, üst düzeylere yükselmiş kişilerin deneyimlerini gelecek nesillere aktarması, kanımca ulusal bir görevdir.
* İlk izlenimi kötü ise iyiye, iyi ise kötüye çevirmek zordur. Dolayısıyla ilk izlenimi verirken çok dikkat edilmelidir.

Üzeyir Garih’ten Yöneticilere Tavsiyeler



* Altınızdakilerle konuşurken ses tonunuzu yükseltmeyiniz. Bu onları tedirgin eder, sizinle tartışma zeminini yok eder. Sonuçta yanlış karar alma olasılığınızı artırır.
* Münakaşaları uzatmayınız. İkna olamadığınız veya edemediğiniz hallerde, görüşmeyi erteleyiniz.
* Kızma hakkınızı, karşınızdaki bu hakkını kullanmasını müteakip derhal uygulamayınız. Kızma hakkı, soğuk yenmesi gereken bir yemektir. Aksi halde durum kavgaya dönüşür.
* Taltifi aleni, cezalandırma veya haklı dahi olsa tenkidi, ilgili ile teke tek yapınız. Gülümseyiniz, gülünüz ve muhatabınızı gülümsemeye ve gülmeye teşvik ediniz. Selamlamayı ve mümkünse el sıkmayı ihmal etmeyiniz. Kimseyi görmezlikten gelmeyiniz.
* Karşınızdakine hakkını her durumda teslim ediniz.
* Yanlış bir hareketiniz olursa, duruma göre gerekirse aleni özür dilemekten çekinmeyiniz. Bu sizi yüceltir.
* Aşırıya kaçmadan ve istihza izlenimi vermeden karşınızdakine zaman zaman kompliman (iltifat) yapmaktan geri durmayınız. Sempatiyi artırır.
* Her gelen mektup ve yazıya bekletmeden aldığınızı belirten bir cevabı mutlaka ve derhal yazınız. Ciddiyetinizin bir ifadesidir.
* Lüzumsuz münakaşalardan sakınınız ve bunlardan kaçınınız. Zaman ve prestij kaybetmeyiniz.
* Muhatabınızla karşılıklı olarak birbirinizi ikna edemiyorsanız, ısrar etmeyiniz. Güvendiğiniz uzman bir danışmanla istişare ediniz.
* Uzmanı olmadığınız konularda kesinlikle ısrarcı olmayınız. Mümkünse bu konularda dinleyici olmayı yeğleyiniz.
* Karşınızdakini durum ne olursa olsun hele alenen aşağılamayınız.
* Bir konunun size izahı halinde, konuyu anlamış olsanız bile karşınızdakinin sözünü kesmeyiniz. En kötü halde o sırada zihnen başka bir sorununuza çözüm arayın. Muhatabınızın içini boşaltmasına izin veriniz.
* Kesinlikle astlarınıza talimat vermeyiniz. Gerekçeli kararlarını talep ederken aynen tashihen veya tadilen, görüşerek onaylamaya çalışınız veya reddediniz.
* Muhatabınızı huzura kavuşturmaya gayret ediniz. Oturma şeklini örnek olarak rahatlatınız.
* Birini karşılarken ayağa kalkıp rahat bir köşeye karşılıklı oturtmaya bakınız. Masanız başında büyüklük taslar durumdan kaçınınız.
* Muhatabınızı biliyor iseniz karakterine ve eğilimlerine uygun şekilde motive etmeye çalışınız.
* Konuşma arasına konuya uyumlu bir fıkra anlatmak durumu yumuşatır. Kişiye dokunacak veya kaba esprili nükte ve anekdotlardan kaçınınız.
* Psikolojik davranıp, karşınızdakinin görüşmeden, sonuç ne olursa olsun rencide olmadan memnun ayrılmasını sağlamaya bakınız.
* Nihayet dış görünümünüze dikkat ediniz. Görünüm bir oranda şahsiyeti belirler.

17 Nisan 2012 Salı

Masumiyet Müzesi Açılıyor!



Masumiyet Müzesi 28 Nisan 2012 Cumartesi günü kapılarını açıyor.

Müzede romanı okurken gözünüzden canlandırdığınız birçok objeyi bulabileceksiniz. Romanın 83 bölümünü temsil eden, 83 ayrı kutuda sergilenen sinema biletleri, Füsun’un küpesi, fotoğraflar, biblolar, kapı kulpları, likör şişeleri, kibritler… En çok merak ettiğim ise romanın kahramanı Füsun'un içtiği 4 bin 213 sigaranın dev yerleştirmesi.



Salı’dan Pazar’a kadar 10.00-18.00 arası, Cuma günleri 10:00 - 21:00 arası ziyaret edebilirsiniz. Müze Pazartesi günleri kapalı.

Giriş biletini müzenin bilet gişesinden temin edebileceğiniz gibi MyBilet üzerinden de satın alabilirsiniz. (Bilet Ücretleri: Tam: 15 TL, Öğrenci: 10 TL, Türk vatandaşı olmayan ziyaretçiler: 25 TL)

Ayrıca Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi kitabı satın alanlara da bir hoşluk yapmış. Kitabın son sayfalarında müzeye giriş bileti yer alıyor. Bu bileti gişeden onaylatarak da müzeye ücretsiz girebilirsiniz.

Adres: Firuzağa Mahallesi, Çukurcuma Caddesi, Dalgıç Çıkmazı, No: 2, Beyoğlu-İstanbul

Telefon: 00 90 212 252 97 38

16 Nisan 2012 Pazartesi

Şahane Misafir- Magnifica Presenza…

İtalya’da yaşayan Türk yönetmen Ferzan Özpetek’in  uzun metrajlı son filmi Şahane Misafir- Magnifica Presenza…






Cem Yılmaz’ın ayrı bir tat kattığı filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Yalnız mümkünse Cinebonus’u tercih etmeyin. Yaklaşık 45 dakika reklam izlemek zorunda kalıyorsunuz:(

Bu arada film "İtalyan Oscarı" olarak bilinen "David di Donatello" ödüllerinde 8 dalda birden aday olmuş.

13 Nisan 2012 Cuma

İş Yerinde Size Değer Verildiğini Anlamanın Yolları :)




İş yerinde içilen suyun markasına bakmakla başlanabilecek yollardır.
Kurumsal mail adresinizi şahsınız adına açması. yani satis@bilmemne.com gibi mail adresi kullandırmaması.
Cumartesi günleri çalıştırıp çalıştırmaması %100 sonuç vermese de çok yakın bir sonuç verir.   
Websense gibi engeller kullanmaması da olabilir.
Hazır ayağa kalkmışken su getirmeleri.
Fikirlerinizin ve kişiliğinizin kabul görülmesi.   
Altınıza sınırsız benzinli şirket aracı vermesi.
Şirketin belirli periyotlarda iyi restaurantlarda yemek organizasyonu düzenlemesi.
Şirket toplantılarının antalya bodrum gıbı yörelerdeki otellerde yada yurtdışında yapılması.
Doğum gününüzde ik'dan çikolata gelmesi
Benlik bir is var mi deyip gidebilmeniz. Ertesi gün de geri gelebilmeniz tabi.
Masaüstü bilgisayarda çalışma şansı vermesi.
Ofiste uyurken patronun üzerinize battaniye örtmesi.
Yemek bedeli altında verilen "ticket" lar ay sonu geldiğinde bir sonraki aya devredecek kadar çok olması
free friday kapsamı sizi rahatlatır. yaz aylarında daha bir free olunur. friday beklenmez...
"benim bugün canım çok sıkıldı" yada "çok gerginim" dediğinizde esnek öğle tatiline ses çıkarılmaz.
İş hayatında ingilizce bilmeden yükselebilmek ile pek tabii anlaşılabilecek durumdur.
Mesai saatlerini kendinizin belirlemesi.
İlk yıldan 20 iş günü izninizin olması.
İşiniz olduğunda izinden yemeden geç gidebilmeniz/erken çıkabilmeniz.
Doğum izninin maaşlı 1 yıl + maaşsız 1 yıl olması.

kaynak anlaşılacağı üzere ; http://www.eksisozluk.com/ :))))

Tatile ihtiyacım var..


Benim gerçekten tatile ihtiyacım var, hem de çook uzun bir tatile..

Stop düğmesine basıp kaçmak istiyorum böyle bi yere..

Uyumak, kitap okumak, uyumak, film izlemek, uyumak, yazmak, uyumak, düşünmemek, uyumak, boş boş durmak, uyumak, uyumak, uyumak, uyumak, uyumak, uyumak….

Yorgunluğun her türü var üzerimde..

Tatile ihtiyacım var…

Koca Bir Hayat (Reklamcılıkta) !


Benim gibi kendisi -30 , -40 yaşındayken hangi markaların nasıl yönetildiğini merak edenler var ise ısrarla tavsiye edilir!

Amerikan reklam dünyasının 1950’lerden 1980’lere kadar olan devrim niteliğinde örnekleri ile süslenmiş bir kaynak..

Ve reklamcılık tarihinin efsanevi ve unutulmayan kampanyalarının içinde geçmiş koca bir hayat

Bir reklam devi…

Mary Wells Lawrence 

12 Nisan 2012 Perşembe

Yeni Trend Bahar Depresyonu!



Bahar gelince, gelirken,  gelmek üzereyken hani şu malum sancılı geçiş döneminde bütün gün uyumayı isteyip, hayatla tüm bağları koparma eylemi gelir insanın içinden.

Kendinizden sıkılıp sağınıza bakarsınız depresyon modu, solunuza bakarsınız depresyon modu… Bu durumda ne yapmak lazım? Sağdan, soldan medet ummayıp, iç dünyanızda sorunu çözmek lazım =)
Şimdi size vereceğim reçeteyi uygulayın, eğer işe yararsa söyleyin, ben de uygulayacağım =)

1.   Açık havada yürüyüş yapın
2.   Bol meyve ve sebze tüketin, ağır yemeklerden uzak durun ki rehavet çökmesin =)
3.   Komedi filmleri izleyin
4.   Birlikte olmaktan keyif aldığınız arkadaşlarınızla daha sık bir araya gelin
5.   Güne erken başlayın, yataktan kalkmak her ne kadar zor olsa da, bu zoru başarın!
6.   Evin dışında zaman geçirmeye çalışın
7.   Evde olduğunuz zamanlarda bahar temizliği yapın, hafiflediğinizi göreceksiniz
8.   Kendinize zaman ayırın; kuaföre gidin, kitap okuyun, sadece kendinize ait zaman aralıkları yaratın
9.   Canınızı sıkan konuları beyaz bir kağıda yazın ve sonra bu kağıdı yakın. Bu sanki bi yerden çalıntı gibi ama neyse bozuntuya vermeyelim =)
10.       Gülümseyin! Bol bol gülümseyin =))


Hadi bakalım bu on madde ile uygulamaya geçin, işe yarayacak mı görelim =)))