24 Aralık 2016 Cumartesi

Kereviz Yaprağı Çorbası

Evet, sağlıklı olan her şeyin tadı kötü olmak, sağlıksız olanların tadı ise enfes olmak zorunda:) Ama her ikisini de ufak dokunuşlar ve pişirme yöntemlerindeki değişiklikler ile bir orta noktada buluşturmak mümkün. Kereviz yaprağını bile:)

Kereviz yaprağı tanıdığım en sağlıklı sebzelerden biri. C vitamini yönünden çok zengin, siniri, yorgunluğu hafifletir, diyet yapanların daha kolay kilo vermesini sağlar, kandaki pislikleri temizler, cildi temizler, akneleri tedavi eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler, yüksek tansiyona, romatizmaya, uykusuzluğa, unutkanlığa iyi gelir, bağ ağrılarını geçirir, mideyi güçlendirir. Daha ne yapsın yaprakçık:) Bir de böyle kokmasa..

Alt kısmını portakallı limonlu falan bir şekilde yiyordum ama yaprağının kokusuna tahammül edemediğim için tüketemiyordum. Çorbasını tadana kadar. Ön yargılı olmayın ve deneyin, pişman olmayacaksınız.


Malzemeler;
  • 1 tane kerevizin yaprağı
  • 1 kuru soğan
  • 1 havuç
  • 1 kapya biber
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz
  • 1,5 lt su
  • 1 et bulyon
Terbiyesi için;
  • 4 yemek kaşığı tam buğday unu
  • 1 kase yoğurt
  • Yarım limonun suyu
Tencereye zeytinyağını alıyoruz. Yemeklik doğradığımız soğanları kavuruyoruz, ardından diğer sebzeleri ekleyip bi süre daha kavurduktan sonra suyunu ve tuzunu ekliyoruz. Sebzeler piştikten sonra blenderdan geçiriyoruz. Terbiyesini çırpıp, çorbadan bir kepçe eklereyerek ılıklaştırıyoruz ve çorbanın tamamına terbiyeyi ekliyoruz. Çorbamız servise hazırdır.

Afiyet olsun


8 Aralık 2016 Perşembe

Unsuz Karnabahar Suflesi



Malzemeler
-1 küçük boy karnabahar
-2 yemek kaşığı yogurt
-2 yemek kaşığı zeytinyağı...
-1-2 damla sirke
-2 yumurta
-2 yumurta beyazı
-1 tatlı kaşığı sarımsak granül
-1 tatlı kaşığı tuz
-1 çay kaşığı karabiber

Karnabaharı yıkayıp, 5-6 dk haşlayın. Suyunu süzdükten ve soğuduktan sonra rondodan geçirin. Tam bu aşamada rondonun tuşuna basması için bir adet tombul Sevgili Met parmağına ihtiyacınız olabilir :) Sonra üzerine sirke ve yumurta beyazı hariç tüm malzemeleri ekleyip karıştırın. Ayrı bir kapta yumurta beyazlarını ve sirkeyi çırpın. Köpük kıvamına gelince karnabaharlı karışıma ekleyip muffin kalıplarına dökün. 200 derecede önceden ısıtılmış fırında 15-20 dk pişirin.
Afiyetler ola

27 Kasım 2016 Pazar

uykusuz kafayla hayatta kalma teknikleri vol-1


Muhtemelen duymuşsunuzdur/okumuşsunuzdur Abraham Maslow adındaki amcamız insan ihtiyaçlarını sıralamış, piramit basamakları gibi üst üste yerleştirmiş ve bu piramitteki sıralamaya göre insanın aşağıdan yukarıya doğru bir güdünün gereksinimleri karşılanmadan, üst düzeydeki güdülerden etkilenmeyeceğini savunmuş. İhtiyaçlar Hiyerarşisi adı verdiği bu piramitte en altta biyolojik güdüleri yerleştirmiş, yukarıya doğru psikolojik güdüleri sıralamış. Örneğin en altta açlık, susuzluk, uyku gibi fizyolojik ihtiyaçlara yer vermiş. Özetle amcamız burada diyor ki aç, uykusuz, susuz biri na'apsın parklarda gezmeyi, alışverişe çıkmayı, film izlemeyi?? Önce bi' fizyolojik ihtiyaçlarını karşılasın, yoksa bu zavallı insandan bir cacık olmaz diyor.


Biz de oğlumla çalıştık, didindik bu amcanın teorisi çürüttük, evet bunu yaptık. Kesin bilgi: insan uyumadan da yaşıyor. İşte böyle arkadaşlar, 19 aydır bu konunun üzerinde özenle çalıştık. Biz yaptık, siz de yapabilirsiniz. Ancak yine de hayatta kalabilmek için aşağıdaki uyarılarımızı dikkate alırsanız iyi olur;

  • Ev içinde kazaya yol açacak her türlü makinayı kapatın. Bunların kullanımını ev dışında yaşayan ve uykusunu alan güvenilir yakınlarınıza bırakın.
  • TV açın veya tablet veya telefon. Video sitelerinde aralıksız 268016593 dk çocuk şarkıları yayınlayan kanallar var, onlardan birini açık bırakın. Aman zekası olumsuz etkilenecek diye düşünüp açmazsanız, biraz büyüdüğünde açsanız da izlemiyor. Ben yaptım bu hatayı siz yapmayın. TV izlemek sonradan öğretilen bir şey değilmiş :(
  • Oyun oynarken halının üstünde sızma ihtimalinizi göz önünde bulundurarak diğer odaların ve banyoların kapılarını kilitleyin.
  • Yine aynı ihtimali göz önünde bulundurarak; ufaklığın yetişebileceği boydaki masaların üstüne boğazında kalmayacak çeşitlerde ve yaş grubuna uygun meyve kaseleri bırakın. Bu onu kısa bir süre için de olsa oyalayacaktır.
  • Parka çıkarken yanınıza birkaç metre kalın bir halat ip alın, bir ucunu bücürük şahsa, diğer ucunu kendinize bağlayın. Kaydırağın ucunda kaymasını beklerken ayakta uyuya kalırsanız, fırsattan istifade sizi bırakıp kaçmasın diye. Bu gerçekten çok işe yarıyor. Sizden uzaklaştığı anda ip gerilip sizi sarsıyor, hem sarsılma ile uykunuz kaçıyor hem de malum şahıs hiç bir yere kaçamıyor.
  • Trafiğe çıkmayın. Yok yok sakın çıkmayın. Madem çıktınız park edince el frenini çekmeyi unutmayın.

Bu da bizim psikoloji bilimine hediyemiz olsun.

İnşallah Maslow'un  kemiklerini sızlatmamışızdır.





31 Ekim 2016 Pazartesi

Sabahları Şenlendiren Muzlu Pankek


Çarşamba'yı Pazar'a dönüştüren altın kıvam muzlu pankek :)




Eğer pişirirken yanınızda Sevgili Met gibi sabırsız bi şahsiyet yoksa kısık ateşte pişirerek pankeklerinizde altın rengini de yakalayabilirsiniz😉
Malzemeler:
-1 orta boy olgun muz(geceden oda ısısında beklemiş olması da yeterli olur)
-1 çay bardağı süt
-1 yumurta
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-1 tatlı kaşığı keçiboynuzu tozu -1 tatlı kaşığı zeytinyağı
-1-1,5 çay bardağı kadar un
Un hariç hepsini blender ile ezin, unu ekleyip karıştırın. Eğer bu işlemi sürahiye benzeyen blender haznesi varya, işte onun içinde yaparsanız etrafı batırmadan pankek tavasıya dökmek çok rahat oluyor😉 Tavayı yağsız bir şekilde ısıtın, hamuru uygun miktarlarda tavaya dökün ve ocağı kısın. Üzeri göz göz olunca dikkatlice ters çevirin ve diğer yüzünü de pişirin. Sonra da üzerine bal, ceviz, nutella Allah ne verdiyse artık 😊
Afiyet olsun 🙏


2 Ağustos 2016 Salı

çocukla tatil sorunsalı..

Sevgili Met tam 15 aylık oldu. Oğlumuz doğduğundan beri hatta (diyabetli olduğumdan çok zor bir süreç olduğu için) hamileliğimde bile hiç tatile çıkmadık. Bildiğin 3 yıldır ayağımızı denize sokmuyoruz. Denizi bırak kışlık tatil, kültürel tatil, günübirlik tatil falan bile yok yani. Biz baya ev hayatını bile zor götürürken, şehir içi yolculukları bile oldukça sıkıntılı yaparken uzun yol aklımızdan bile geçmiyordu. Bu yıl baktık tüm arkadaşlarımız 3-5 aylık bebesini alıp şehir dışına hatta yurt dışına çıkınca bize de bir cesaret geldi, gideriz falan galiba ya, başarırız biz bu işi dedik ve tatile çıkmaya karar verdik.
Bu yazımda sizi Sevgili Met’in 8 saatlik yol boyunca sadece 30 dk uyuduğunu, geriye kalan geniş zaman diliminde sürekli ağlayıp oto koltuğundan kurtulmak istediğini, 67302974 kez mola vermemiz gerektiğini, puzzle ile, video ile, oyuncak ile, çubuk kraker ile hiçbir şekilde durmadığını, oteldeyken denize/havuza girmeyip, ama gölgede durmayıp, ama güneş kremi de sürdürmeyip, hele şapka asla takmayıp, güneşin tam tepede olduğu saatlerde bembeyaz teniyle kavrulmak suretiyle çayırda çimende koşturduğunu, hepsinin üstüne enfeksiyon kapıp, hastalandığını, hiçbir şey yemediğini ama asla, asla ve asla yerinde durmadığını anlatıp canınızı sıkmak değil niyetim. Benim gibi ilk kez bebekle tatile çıkıyorsanız valizinize neleri koymanız gerektiği hakkında iki satır yazayım da azıcık işinizi kolaylaştırayım diye şey ettim.

Öncelikle şunu belirteyim, oğlum 15 aylık olduğu için artık bizim yediğimiz birçok şeyi yiyor, dolayısı ile onun beslenme ihtiyaçları ile ilgili gıda olarak yanımda hiç bir şey götürmedim. Ancak bebeğiniz 6-12 ay arası ise devam sütü, cam rende, biberon, suluk gibi şeylere ihtiyacınız olabilir. Ben sadece mama önlüğü, minik boy renkli çatal-kaşıklarını götürdüm.  Otelde ise çorba, meyve ve taze pişirilen yemeklerden vermeyi tercih ettim.

Oğlumun valizine eklediğim diğer şeyler;
·        Bebek bezi
·        Alt açma bezi
·        Islak mendil
·        Su geçirmeyen mayo bez
·        Şampuan
·        Havlu
·        Serum fizyolojik
·        Ateş düşürücü
·        Ateş ölçer
·        Alerji ilacı
·        Sinek ısırığı kremi
·        Pişik kremleri
·        Tırnak makası
·        Kum kovası seti
·        Birkaç araba
·        Park yatak ve çarşaf (genelde otellerde oluyor ama oğlum uyku konusunda hassas olduğu için farklı bir yatağı yadırgar düşüncesi ile, kendi yatağını götürmeyi tercih ettim)
·        Yazlık uyku tulumu
·        İnce penye battaniye
·        Güneş kremi
·        Şapka
·        Mayo
·        Gölgelikli bebek can simidi
·        Havuz ayakkabısı, deniz ayakkabısı, yazlık sandalet ve spor ayakkabısı
·        Kısa ve uzun kollu pijemaları
·        Tüm atletleri, şortları, tshirtleri
·        İkişer adet uzun kollu tshirt, uzun eşofman altı
·        Birkaç adet çorap
·        Emzikler
·        Baston puset
Tüm bu listeden alıp da kullanmadığım tek şey can simidi oldu J Keşke yanıma alsaydım dediğim ise hiç bir şey olmadı.
Ama kendim için yanıma aldığım birçok şeyi boş yere aldığımı anladım. Birkaç şort, tshirt ve terlik yeterliymiş. Şık elbiselerin valizde git-gel yaparak ütüsü bozmaya gerek yokmuş. Beş günlük tatilin 3 gününde mayo giymeye bile fırsat bulamayan birinin diğer iki günde havuza girdiği 30 dk için mayo taşımasına bile gerek yokmuş bence. Hele şezlongda uzanırken oyalanırım diye kitap/dergi/tablet taşımak tam bir saçmalıkmışJ

Herkese iyi tatiller dilerim..

22 Haziran 2016 Çarşamba

30 YAŞ KARARLARI



Eskiden çok uzak gelirdi 30 yaşında olmak… Evet baya uzak zannediyordum ama şıpp diye geldi işte. Anlamadım bile ne ara 22’den 30’a vardım.

Ama hiiiiç 30 hissetmiyorum öncelikle onu söyleyeyim. 30 yaşında olunca insanın üzerine çökeceğini zannettiğim olgunluk, durgunluk, sakinlik… cık , yok valla hiçbiri uğramadı bana. Ama tabi sert köşelerim bir miktar da olsa törpülendi, azıcık yumuşadım en katı olduğum mevzularda bile. Beklediğim kadar olmasa da az biraz gelişme gösterdiğimi fark ediyorum 30 yaşıma bastığım şu sıcak yaz günlerinde.. Ama bu miktar beni pek kesmedi ki kendime bir dizi 30. yaş kararları aldım J

1-Detoks : yok ama gıda detoksu değil, eşya detoksu. Eşya derken bir evde, ofiste olabilecek ne varsa hepsinden bahsediyorum. Kıyafet, çanta, eski dergi, ofis malzemesi, numuneler, takı, toka, sehpa.. Kullanılmayan ama bi’ gün kullanırım diye atamadığım, kalabalık yapan, alanımı daraltan ne varsa bu detoks kapsamında yol vermek istiyorum. Kullanmadığım o kadar çok şey var ki, ya anısı var diye ya bi’ gün lazım olur da bulamazsam diye sıkıştırıp duruyorum çekmecelere. Mesela onlarca defterim var ama ben notlarım için sadece telefon ve tablet kullanıyorum. Artık hepsine elvedaa demenin vakti geldi.

2- Zaman yönetimi: bu aslında hepimizin derdi, büyük şehirde yaşayan herkesin zaman sıkıntısı var. Hep gidilecek yerler, aranacak arkadaşlar, ziyaret edilecek büyükler, yapılacak işler var ama vakit yok. Oğlum doğduktan sonra anladım ki vaktim yok diye sızlanıp durduğum günlerde ne çok vaktim varmış. Esas olan o ki iyi yönetilen bir 24 saatte her şeye olmasa bile birçok şeye zaman bulunabilir. Bu konuda bana kılavuz olacak kitabımın siparişini verdim bile J

3- Daha fazla film izlemek: bu madde 2016’nın başında eşimle aldığımız kararlardan biri aynı zamanda. Hedefimiz haftada 1 film izlemekti ancak Sevgili Met ile güne 5’te başlamamız, tüm gün koşturmamamız, günü en erken 21:00’da kapatmamız, bu arada filmi ayarlamamız, mısır patlatmamız, filmin başlaması, bitmesi derken saatin 00:00 olması ve uyanmamıza 5 saat kalmış olması sebebi ile yılın ilk 6 ayındaki skorumuz maalesef ayda 1 film oldu J Yeni yaşımda bu skoru en azından ayda 2’ye çıkarabilmek dileği ile..

4-Kütüphanemdeki okunmamış stokunu eritmek: ayda veya iki ayda bir mutlaka 5-6 kitap satın alırım ve bunların yarısını iki arada bir derede de olsa hemen okurum ancak diğer yarısını –aslında bilgilenmem gereken bir konusu olmasına rağmen – okuyamam, 5-10 sayfa okur kaldırırım rafa. İşte bunlar birike birike ufak bir tepe oldu. Kendime söz; o tepe erimeden yeni kitap siparişi yok.

5-Yavaşlamak: elimde sihirli bir değnek olsa, ilk bunu değiştiririm galiba. Şu aceleciliği, tez canlılığı, sabırsızlığı alıp uzaklara fırlatır, yavaşlık, sakinlik ile doldururdum içimi. Bu konuda yazılmış iki kitap almıştım ama okumasına bile tahammül edemediğim için kütüphanemdeki okunmamış stokunda başköşede duruyorlar. Öyle imreniyorum ki yavaş yürüyen, yavaş yiyen, yavaş konuşan, yavaş yaşayan insanlara. Ne diyeyim, 30’da olmadı, kısmetse 35’e kadar yavaşlamak dileği ile..

6- Sağlıklı yaşam: her zaman ilk hedef ama her türlü bahaneyle alt sıralara savuşturulan hedef. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, stresten uzak olmak… Bu curcunada biraz ütopik sanki ama yine de şuraya koyalım bir sağlıklı yaşam kararı.

7- Daha fazla seyahat etmek: çocuksuz günlerimizde uzak-yakın demeden her fırsatta seyahat eder, yeni yerler görmek için programlar yapardık. Ancak çocuk sahibi olunca en uzun yolculuklarımız Avrupa yakasına geçmek oldu. Hamileliğin ilk aylarında biri lezzet diyarı Antakya diğeri fıstık dünyası Gaziantep olmak üzere iki seyahatimizi yakmak zorunda kaldık ve kendimizi güzide mahallemize hapsettik. Bir de Sevgili Met 3,5 aylıkken 4 saatlik mesafedeki aile büyüklerini ziyarete gitmiştik ki ben o yolculuk sırasında beyleri baş başa bırakıp, arabadan inerek son sürat ters yöne doğru koşarak uzaklaşmamak için kendimi zor tutmuştum. O denli keyifli (!) bir yolculuktu. Artık Sevgili Met’in bir yaşını geçmiş ufak bir yetişkin olmasının verdiği cesaretle yavaştan gezinmeye başlayabileceğimiz kanaatindeyim.

Sanırım bu bünyeye bu kadar yeni karar yeterliJ


E peki var mı sizin de eklemek istedikleriniz?

20 Haziran 2016 Pazartesi

Dünyanın En Pratik Kavurmalı Pidesi

Şu hayatta yapabileceğiniz en pratik ve lezzetli kavurmalı pidenin tarifini veriyorum. 3 dakikada hazırlanıyor, 5 dakikada pişiyor. Yalnız ancak ramazanda yapabilirsiniz çünkü 1 adet ramazan pidesine ihtiyacınız var :)



Pidenin kenarlarından birer parmak boşluk bırakıp, ortasının üst tabakasını kopartın. İçine göz kararı eritilmiş tereyağ gezdirin. Onun üzerine 200 gr rendelenmiş kolot peyniri serpiştirin. En üste de 150 gr kadar kavurmayı elinizle ufalayın. Pideyi bu hali ile yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye yerleştirin ve 200 derecede önceden ısıtılmış fırında 4-5 dakika pişirin. Fena çooook fena lezzetli pideniz midenizi şenlendirmeye hazırdır.

Hayırlı iftarlar